Soyağacı

Sitemizin amacı, soylarımızı tanımak, anılarını sürdürmek ve oluşmuş akrabalıkları keşfetmektir. Sitemizde; Soy ağacı araştırmaları, sülale soy ağacı şemaları ile sülale kişileri ve bilgileri yer almaktadır.

Bir kişinin veya bir ailenin, bilgilerine ulaşabildiği en uzak atasından başlayarak bütün kollarını belirten çizelgeye veya bu konuları işleyen eserlere “soy kütüğü, nesep kütüğü, silsile-name, şecerename, şecere-i hayat, soy ağacı” denilir.

Klasik şecerelerde genellikle bir milletin, boyun, aşiretin, sülalenin; hanedanın, ailenin silsilesi sıralanır ve şecere asil bir köke dayandırılır.

Soy ağacında sadece erkekler ve onların çocukları yer alırken şecerede sülalenin tamamı kızlı erkekli olarak yer alır. Soy baba tarafını ifade eder, sop ise anne tarafıdır. Şecere Arapça ağaç anlamına gelir. Bugünkü kullanımla soy ağacı demektir. Kişinin soy cetvelini, silsilesini bir ağaç şeklinde gösterir. Bir sonraki kuşaklar bir öncekilerin dalı ve meyvesi sayıldığından bu ismi almıştır. Soy ağacı araştırmacısı bu ağacı resmederken bu günden başlayarak ulaşabildiği kadar geriye doğru gider, zamanla yeni bulgularla eklemeler yapar ve ağaç şekillenmeye başlar.

Dünyanın gelmiş geçmiş tüm medeni milletleri geçmişlerini bilmek ve unutmamak için soy ağaçları oluşturmuşlardır. Zamanla soy ağacı oluşturma başlı başına bir iş, bir bilim dalı olmuştur. Türklerden tutun da Arap, Yahudi, Fars, Hint, Çin; İngiliz, Fransız, Alman, İtalyan, Rus ve diğer milletlerde, özellikle hanedan temsilcileri bu işlere çok önem vermişlerdir. Hanedanlara özenen ikinci ve üçüncü derecedeki aileler; büyük kabileler, boylar, aşiretler, sülaleler kendi soy ağaçlarını oluşturmak için özel gayretler göstermişlerdir.

İslam dininin doğuşundan sonra şecere oluşturma, özellikle Hz. Muhammed’in (s.a.v) neslinden gelenler için bir vazife niteliği kazandı. Günümüzde bir çok ailelerde soy ağacı düzenleme geleneği sürdürülmektedir.

Türkler de şecere geleneğine uygun olarak çeşitli adlar altında yazılı eserler yazmışlardır. Sözlü gelenekten yazılı geleneğe geçişin ilk örnekleri olan ve konuları itibariyle 11. yüzyılda Selçukluların batıya ilerleyişle­rinden daha önceki dönemleri işaret eden bu eserlere genel olarak Oğuz-nâme denilmiştir. Oğuz-nâmeler, değişen zamana, zemine ve boyların kahramanlarına göre Çingiz-nâme, Selçuk-nâme, Timur-nâme, Şibanî-nâme, Dânişmend-nâme, Saltuk-nâme gibi adlarla kaleme alınmışlardır. Şecere gele­neğini Osmanlılar vakayinamelerle devam ettirmişlerdir.

Soy Ağacı oluşturmak ilk başlarda faydasız ya da zaman kaybı gibi düşünülebilir ama dünya çapında bir çok kişinin zevk ile ilgilendiği bir uğraştır. Batı ülkelerinde gelişen şecere biliminin tarihi faydasından başka, hukuki açı­dan da yararları oldu. 13. yy’da aile adlarının ortaya çıkması soy ağaçları ve listelerinde kesinlik ve açıklık zorunluluğunu arttırdı. Soy ağacı veraset (miras) konusunda hakların belirlenmesi için de faydalı olmuştur.

Atalarımızın “Yedi ecdadını bilmek, farzdır” diye bir deyimi var. Onlar, bu sözün ışığında, çocuklarına atalarının adlarını sürekli hatırlatmışlardır. Bu gelenek Kazaklarda halen devam etmektedir. Sadece belirli bir Türk bo­yunda değil, bütün Türk topluluklarında var olan bu nesil takip etme gele­neği; Türkmenlerde nesil darahtı yani soy kütüğü, Araplarda şecere, bazı Türk halklarında yedi ata, yedi arka, yani yedi nesil, ilmi dilde ise genealogia (genealogy) diye isimlendirilmektedir.

 * * *

Kaynak: Şecere – Soltanşa Atanıyazov

Etiketler: ,

Bu yazıda yorumlar kapalı.